Dolar 28,9844
Euro 31,2791
Altın 1.891,34
BİST 7.972,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kütahya 3°C
Karla Karışık Yağmurlu
Kütahya
3°C
Karla Karışık Yağmurlu
Cts 6°C
Paz 6°C
Pts 6°C
Sal 7°C

Mitolojik Kahraman Köroğlu – 2

9 Ocak 2022 00:49

Mitolojik Kahraman Köroğlu – 2

Dede Korkut Destanı’nın Türkmenistan Boyları’nda Köroğlu bir de Bayındır Han’ın üzerine yürüyen Togta Han münasebetiyle de söz konusu edilmektedir. Togta Han, İç ve Dış Oğuzlar’ın hükümdarı Bayındır Han’ı yenmek ve onu ortadan kaldırmak istemektedir. Bunun için yüz bin kişilik bir ordu hazırlamıştır. Bayındır Han bunu bir casusu yoluyla haber alır ve Togta Han’ın gece yürüyerek gündüz dinlenerek üzerine geldiğini öğrenir.

Bunun üzerine Bayındır Han bütün Oğuz boylarına iki yüz bin kişilik bir ordu hazırlanması emrini verir. Tez zamanda iki yüz bin kişilik bir ordu hazırlanır. Savaş hazırlıkları biter. Bu arada Korkut Ata savaş için toplanan bu Oğuz yiğitlerine nasihatte bulunur.

Bayındır Han ordusunu hazırladıktan sonra komutayı ele alıp yürüyüşe geçer. Bir dağın eteğinde durur. Askerlerini dörde ayırır. Ordunun bir kısmı Togta Han’ın askerlerini sağ ve arka taraftan kuşatacaktır. Bu askerlere Salur Kazan yolbaşlık edecekti. İkinci kısım ise düşmanın geldiği yolun batı tarafına yönelecektir. Bu kısma da Köroğlu yolbaşlık edecektir. Ordunun üçüncü kısmına Teke Beyi Zaman Bey yolbaşlık edecektir ve düşmanın geldiği yolun doğu tarafına yönelecektir. Dördüncü kısma ise Bayındır Han yolbaşlık edecektir ve o Togta Han’ın tam karşısına çıkacaktır.

Bu savaşta Togta Han ve ordusu büyük bir yenilgiye uğrar. Togta Han kaçmaya çalışırken Köroğlu onu esir alır. Ellerini bağlar ve Bayındır Han’ın huzuruna getirir.

Burada dikkatimizi çeken husus Köroğlu’nun Salur Kazan, Korkut Ata ve Bayındır Han gibi Dede Kokut Destanı’nda çok önemli yerleri olan şahsiyetlerle birlikte anılması, Bayındır Han’ın ordusunu komuta etmesi ve savaşta düşmanın hükümdarını esir alıp Bayındır Han’a getirmesidir. Bu durum Bayındır Han’ın Köroğlu’na itimadının hiç de boşa gitmediğini, onun güçlü bir destanî şahsiyete sahip olduğunu, Oğuz destan geleneği içinde yüzlerce yıldan beri niçin yaşadığını göstermektedir.

Bunun işaret ettiği bir diğer durum ise Türk destanlarının bir bütün olduğunun ve bunların Oğuznâme geleneği içinde ele alınması gerektiğinin yeniden ortaya çıkmasıdır. Burada Türk destan geleneğinin en önemli şahsiyetleri bir aradadır. Üstelik Köroğlu ve Dede Korkut Destanı’ndaki şahsiyetler arasında artık bir bütünlük söz konusudur. Zamanın ve mekânın belirsizleşmesi veya aradaki farkın kapatılması onları bu güçlü anlatı geleneği içerisinde bir araya getirmiştir. Bu durum Köroğlu araştırmalarıyla ilgili yeni bir bilgidir ve Türk destan geleneği içerisinde başka sürprizlerin de olabileceğine işaret etmektedir.

Köroğlu’nun Dede Korkut Hikâyeleri’yle kurduğu yakınlık bu anlatıların işleyişinde de görülür. Köroğlu anlatılarında onun esir düşmesi ve padişahın kızının ona yardım etmesi, anlatıcıların Dede Korkut’ta zaman zaman tekrar edilen “At ayağı külüng, ozan dili çevik olur” sözünü söylemeleri, Köroğlu ve koçaklarının uyku sırasında yakalanıp elleri ve kollarının bağlanması ve bunun Dede Korkut’taki Oğuz uykusuna çok benzemesi bu hikâyeler arasında kurabildiğimiz yakınlıklardan sadece birkaçıdır. Köroğlu hikâyelerinin destandan halk hikayeciliğine geçiş aşamasında aslında Dede Korku Hikâyeleri’nin yaşadığına benzer bir süreç yaşaması ve hem Köroğlu’nun hem de Dede Korkut’un büyük bir Oğuznâme geleneğinden kopup gelişen destanlar ve hikâyeler olduğu artık daha net bir şekilde anlaşılmaktadır.

Buna göre Köroğlu anlatılarının Dede Korkut’la kurduğu yakınlıklar bundan daha fazladır ve bu mevzu derinlemesine ele alınmaya muhtaçtır.

O hâlde Köroğlu, büyük Türk destanı Oğuznâme içerisinde değerlendirilmesi gereken bir şahsiyet olmaktadır. Onun destânî hayatı bize bunu söylemektedir. Köroğlu’nun daha sonraki zamanlarda yaşayan başka şahsiyetleri de içine alacak şekilde bir nehir gibi çoğalarak ve zenginleşerek günümüze doğru geldiğini söyleyebiliriz.

Köroğlu anlatılarında bunun bariz izleri vardır. “Köroğlu’nun Oğlu Hüseyin Bey Kolu”nda Hüseyin küçük bir çocukken dışarıda oynar. Arkadaşlarından birisi ona “Senin baban yok!” der. Bu söz Hüseyin Bey’e çok dokunur. Gider annesi Telli Nigar’ı sıkıştırır ve babasının kim olduğunu sorar. Benzer durumun Dede Korkut Hikâyeleri’nde babası zindanda olan kahramanlar için de söz konusu olduğu ve bu durumun bu hikâyelerin bir destan geçmişinden geldiğini söylemek herhalde yanlış olmaz.

Yine “Köroğlu’nun Oğlu Hüseyin Bey Kolu”nda Hüseyin Bey, resmini görerek âşık olduğu Tiflis hükümdarının kızı Zeycan’ı almaya gittiği bir sırada çitlerin ardına yapılmış bir sarayın önünde Ceyhun Arap adlı biriyle bir savaşa tutuşur ve onu yener. Ceyhun Arap, kendisini kim yenerse kızı Güllübal’ı onunla evlendirecektir. Köroğlu’nun oğlu Hüseyin Bey, Ceyhun Arap’ı yener ve Köroğlu’nun “Bir yiğit ki sana boyun eğerse / Kılıcı dayayıp kesici olma” nasihatini uyup onu öldürmez. Ceyhun Arap da kızı Güllübal’ı Hüseyin Bey’e verir. İki genç evlenirler. Fakat gerdek gecesi Hüseyin Bey, yatağa bir kılıç koyar ve Güllübal’a “Ben, bir başka kıza âşığım, pir elinden dolu içmişim!” der.[1]

Bu durum bizim destan geleneğimi içerisinde yer alan metinlerde de karşımıza çıkan bir husustur. Benzer durum Dede Korkut Hikâyeleri’nde de karşımıza çıkar. Yine Zeycan’a kavuşan Hüseyin Bey onun dizlerinde uyurken, Ali Bezirgân adında Cihan Şah’ın bir adamı cellatlarla ve askerlerle çıkagelir. Zeycan, Hüseyin Bey’i uyandırmaya kıyamaz ve bir türkü söyler. Aslında bu motifler Dede Korkut Hikâyeleri’nde de zaman zaman karşımıza çıkmaktadır.

Sonuçta Köroğlu Destanı’nın Türkler arasında yaygınlık göstermesinin temelinde onun Türklüğün ortak destanı olması yatar. Bugün Türkmenler ve Azerbaycan Türkleri arasında da Köroğlu Destanı oldukça yaygındır. İran’da yaşayan Türkler arasında da Köroğlu çok iyi bilinir, asırlardan beri onun hikâyeleri anlatılır durur.

Köroğlu anlatılarının en uzunu Azerbaycan’da tespit edilmiştir. Bu hususta Faruk Sümer’in şu tespitlerini okuyalım: “Kör-Oğlu destanı daha XVII. yüzyılda İran Türkleri arasında da yayıldı ve onlar tarafından da alâka ile karşılandı. O derecede ki onların da millî destanı haline geldi.”[2] Fakat burada bizim hocamıza katılmadığımız taraf, Köroğlu’nun 16. Yüzyıl’da ortaya çıktığı ve bunun bir destan mahiyetinde Türkler arasında yayıldığı konusudur. Bizce İran, Türkmenistan, Azerbaycan Türkleri arasında yaygınlaşan Köroğlu, destan kahramanı olan ve Dede Korkut Hikâyeleri içerisinde de kendine bir yer bulabilen Köroğlu’dur. Elbette bu destanlarda Anadolu ve İran coğrafyalarında yaşanan birtakım olaylar da söz konusu edilmiş olabilir. Fakat bu kısımda ele aldığımız Dede Korkut ve Köroğlu bahsi de bize bunların ortak destanî anlatılardan olduğunu düşündürmektedir.

[1] Ümit Kaftancıoğlu, Köroğlu Kol Destanları, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul 1979, s. 135.

[2] Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 5. Baskı, İstanbul 1999, s. 363.

Yasin Şen – Afyon Haberleri
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.