Dolar 23,3834
Euro 25,1530
Altın 1.474,46
BİST 5.626,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kütahya 21°C
Az Bulutlu
Kütahya
21°C
Az Bulutlu
Paz 21°C
Pts 22°C
Sal 23°C
Çar 25°C

Kadim Bilgelik ve Bir Çift Yürek – 3

4 Ocak 2022 22:03

Kadim Bilgelik ve Bir Çift Yürek – 3

Varlığından Soyunmak

Birçok bilgelik öğretisinde insanın sahip olduklarından soyunması, onları bırakması veya yok etmesi simgesel bir özellik olarak karşımıza çıkar. Burada istenen zihinsel ve duygusal bağlarımızdan kurtulmamızdır. Bu husus, Hinduizm’de çakraların açılması şeklinde ifade edilir. Bu husus çok önemli bir mutasavvıf olan Niyâzî-i Mısrî tarafından “Varlığından soyunup üryân olan anlar bizi” şeklinde ifade edilmiştir.

Evrenin sonsuzluğunun hissedilmesi ve anlamın içimizde hiçbir engele takılmadan akabilmesi için insanın bu iç engellerden kurtulması istenir. Nitekim yazar yolculuğa başlamadan önce bütün eşyalarını bırakır ve bunlar ateş içerisine atılır. Bununla aslında sevdiğimiz cisimlerin, bağlı olduğumuz şeylerin yokluğu anlatılır. Aborjinler neredeyse hiçbir şeyleri olmayan insanlardır. Aylarca süren uzun yolculukları boyunca yanlarına hayati ihtiyaç kabilinden su ve yiyecek dahi almazlar. Bu tür ihtiyaçlar Evren’den (belki de buna kendi deyimleriyle Tanrısal Birlik demeliydik) yeri ve zamanı geldiğinde istenir ve Evren onların taleplerini asla karşılıksız bırakmaz: “Kabilenin hazırda tuttuğu yiyeceği yoktu. Ne ekim, ne hasat yapıyorlardı. Sadece Avustralya’nın alev alev yanan iç bölgelerinde yürüyorlar ve her yeni gün evrenin onlara cömert bağışlarda bulunacaklarını biliyorlardı. Evren onları hiçbir zaman düş kırıklığına uğratmamıştı.” (s. 75).

Bu durum, mutantların algıladığının aksine pasif bir talebi değil evrenle bütünleşebilmenin aktif enerjisini yansıtır. Aborjinler ve Gerçek İnsanlar Kabilesi, sadece ihtiyaç duyduklarını Tanrısal Bütünlük’ten isterler ve bu talepleri eksiksiz bir şekilde yerine getirilir. Sunulan şeyler derin bir huzur ve büyük bir saygıyla kabul edilir. Asla bir yargıda ve Tanrısal Bütünlüğü incitecek bir eylemde bulunulmaz. Tanrısal Bütünlük’ün içerisinde hayvanların ve bitkilerin çok önemli bir yeri vardır ve onlar insandan önceki zincirin halkalarını teşkil ederler. Bilgelik her zaman hayvanların ve insanların bir bütün olduğunu vurgular.

Evrenle bütünleşen Gerçek İnsanlar’ın bu talepleri kendi kendilerinden isteme anlamını da taşır. Evrenin bir modeli olduklarına inanan bu insanlar çevrelerinde gördükleri şeylerin kendilerinin birer yansıması olduğunu düşünürler. Dolayısıyla bu âlemde dışarıdan hiçbir şeyleri yokmuş gibi görünmesine rağmen müthiş bir iç zenginliğiyle hareket ederler. Çünkü evren, nereye giderlerse gitsinler onları daima en iyi şekilde beslemektedir. Bu “en iyi” de aslında onların karşılarına çıkan her türden yiyeceğe (bu, yılan veya timsah olsa bile) bakışlarını ifade eder. Bu gına yani tokluk hâli, hiçbir şeye gönülden ihtiyaç duymamalarından kaynaklanır. Yaşayışında her şeye ihtiyaç duyan, buna rağmen içini bir türlü doyuramayan mutantların bunu anlaması çok zordur ve galiba bir mesaj taşıyıcının evrenden talep edilmesinin sebebi de budur.

Varlığından soyunmak çeşitli kültürlerde simgesel bir özellik taşır. Buna yukarıda nispeten işaret edilmişti. Herhangi bir cisme yönelik bağlılığımız bizi sonsuzluk düşüncesinden uzaklaştırmaktadır. Bu durum özellikle mutantlar arasındaki ilişkilerde daha belirgin bir hâl kazanmaktadır. Halbuki gerçeği mutantlar da bilmekte, en azından hissetmektedirler. Fakat gelip geçici hevesler uğruna onu feda etmektedirler. Gerçek İnsanlar Kabilesi’nden Soylu Kara Kuğu bir dua sırasında şöyle der:

“Mutanta pek çok şey öğrettik; biz de ondan pek çok şey öğrendik. Anladığımız kadarıyla mutantların yaşamında et sosu diye bir şey var. Onlar gerçeği biliyorlar ama bu, çıkar, maddecilik, güvensizlik ve korku denen kalın ve baharatlı bir kabuğun altında gömülü kalmış. Yaşamlarında bir de pasta kreması diye bir şey var. Bu, onların varoluşlarının tüm dakikalarını yüzeysel, yapay, geçici, hoş lezzetli, hoş görünüşlü tasarılar yapmakla geçirdiklerini ve yaşamlarının pek az zamanını sonsuz varlıklarını geliştirecek eylemlere ayırdığının bir kanıtı bizce.” (s. 220)

Gerçek İnsanlar, böyle düşünmelerine rağmen asla mutantları yargılamaz ve onları yok saymazlar. Kendileri için dua ettikleri gibi mutantlar için de dua ederler. Soylu Kara Kuğu şöyle der: “Bizler mutantları yargılamıyoruz. Kendimiz için dua ettiğimiz ve kendimizi özgür kıldığımız gibi, onlar için de dua ediyoruz ve onları da özgür kılıyoruz. Eylemlerine, değerlerine daha yakından bakmaları ve çok geç olmadan, tüm yaşamın bir olduğunu anlamaları için dua ediyoruz. Yeryüzünü ve birbirlerini yok etmeye bir son vermeleri için dua ediyoruz. Gidişi değiştirmek için ayağa kalkacak pek çok mutant olması için dua ediyoruz. Mutant dünyasının mesajımızı alması ve kabul etmesi için dua ediyoruz.” (s. 220).

Aynı zamanda Gerçek İnsanlar Kabilesi’nin üyelerinin düşüncelerine dair yazar şöyle diyordu: “Kabile bizim çağdaş buluşlarımızı eleştirmiyordu. Onlar, insanlığın aynı zamanda bir ifade, yaratıcılık ve serüven oluşunu kutsuyorlardı. Ne var ki, bilgiyi aramaya çıkan Mutantların işe girişmeden, “Evrenin her yanındaki yaşamın hayrına ise…” cümlesini söylemeye gereksinimleri olduğuna inanıyorlardı.” (s. 230)

Yasin Şen – Haberler Afyon
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
4 Kasım 2021 04:16
17 Ağustos 2021 03:59
24 Kasım 2022 19:27
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.