İnsan Olunca

A+
A-
28.09.2021
ABONE OL

İnsan olunca duygu oluyorsun. Çiseden nem kapmaya başlıyorsun yani. Bir yaprağı hissetmeye, bir taşa saygı duymaya başlıyorsun. Rüzgârın ne dediğini anlamasan bile bir şeyler söylediğini içinde hissediyorsun. İnsansın ya… Artık âlemi bir bütün olarak anlamak ve duymak gibi bir sorumluluk ile baş başasın demektir bu. Sebepsiz hüzünlerin bazen içimizde uyanması bundandır. Aslında onlar da pek öyle sebepsiz şeyler değildir ya… Âlemde bir şey olsun da sebebi olmasın… Mümkün mü?

İnsanız… Artık bir duygu ve düşünce boyutunda yaşıyoruz. Âlemi duygularımız ve düşüncelerimizle var ediyoruz. Bu, elma ağacına elma üretmek gibi bir görevin verilmesi kadar doğaldır. Ona elma, diğerine armut, ineğe süt üretmek ve bir başkasına başka bir görev verilmişse insana da düşünmek ve hayâl etmek vazifeleri uygun görülmüştür.

Kabul ederim ki, bu ağır bir vazifedir. Nasıl ki, soğuk vurur, kurak gider meyve ağaçları meyve vermez olur; insanın düşünmeyi ve duygulanmayı bir kenara attığı zamanlar ve hadiselerin seyriyle beraber savrulduğu anlar da olabilmektedir. Düşüncelerin ve duyguların ötelendiği zamanlar insanın kendine ve çevresine en çok zarar verdiği dönemlerdir. Meyve vermeyen, hatta bazen meyve veren ağaçları ne yapıyorlarsa, insana dahi buna benzer bir muamelenin reva görülebileceğini tahmin etmek zor değil. Madem insan olduktan sonra bu ağır yükü omuzlamak gibi bir kaderimiz var, duygudan ve düşünceden yana içimizde hesapsız kımıldanmaların meydana gelmesinin çok doğal ve belki de gerekli olduğunu kabullenmek gerekir artık. Âlemin âdemoğlunu beslemek yanında insana bir şeyleri daima düşündürmek, gözünün önünde beliren türlü şeylerden ötürü onu duygulandırmak ve ona bir tefekkür derinliği yaşatmak için müsait bir ortam hazırlamak gibi bir görevi de vardır. Dolayısıyla burada gördüğümüz her şey aynı zamanda tefekkürün ve hislerin malzemesidir. Kaynağı düşünce olan bunca şey aslında yine bir düşünceye dönüşüp insanda tekamül ediyor. Bir yaprağın zengin çağrışımlarla insan gönlünde belirmesi onun miracı gibidir. Bize çok sıradan gelen bir şeyin bir ressama engin ilhamlar verip resme intikal etmesi de aslında bir dönüşüm, bir yükseliştir. Bu sebeple bir duygu ve düşünce mahşeri olan insan, bütün bir tabiatın ve evrenin yeniden haşrolduğu bir âlemdir aslında. Bir şairin ve yazarın gönlünden dökülen kelimelerle, bir ressamın nahif fırça darbeleriyle belirmiş o muhteşem sanatla, tecrübeyle harmanlanmış sohbetlerle belirgin hâle gelen bir diriliştir bunun adı… Kurumuş bir ot, sıradan bir şey olmadığını bir his hâlinde insana intikal edince anlar. Bir sokak köpeği insanın sevgisiyle varoluşun lezzetine varır ve sadakatin timsali olur. Ormanlarda ağaçlarla beraber ses veren rüzgârın insan için çok derin anlamları bu yüzden vardır. Suyun sesi mûsikîdir ve sebebi insanın onda bulduğu mânâdır. Mevsimler, insan ömrünün birer tezahürü olarak öne çıkarlar. Güneş muhakkak insan için doğmada, ay yine geceleri onun için bir şeyler söylemededir. Doğanın ve evrenin duygu ve düşünce âlemimizde temsil ettiği değerleri saymanın imkânı yok.

Öyleyse varlık bir duygu seli hâlinde insana gelmekte, bununla beraber yine onda bir mecaz elbisesine bürünmektedir.

Yasin Şen
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.