Dolar 33,0413
Euro 35,9402
Altın 2.546,09
BİST 11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 33°C
Az Bulutlu
Afyon
33°C
Az Bulutlu
Paz 34°C
Pts 33°C
Sal 31°C
Çar 31°C

İhsaniye Masalları ”Küçük Oğlanın Masalı”

Bir varmış bir yokmuş. Bir dul kadının üç oğlu varmış. Bunların geçim kaynağı mısırmış. Kuyubaşı dediklere tarlaya mısır ekerlermiş. Zamanla ekilen mısırlar azalırmış. Büyük oğlan bir gece bunun sebebini öğrenmek için tarlada nöbet tutmuş. Nöbet tutarken sabaha doğru uyuya kalmış. Mısır hırsızını yakalayamamış.

Kurumsal Web Tasarım

Ertesi gece ortanca oğlan nöbet tutmuş. O da sabaha doğru uyuyakalmış. Bu sefer sıra küçük oğlana gelmiş. Küçük oğlan uyumamış. Mısır hırsızının kuyudan çıkan dev olduğunu görmüş. Hemen kardeşlerini çağırmış. Fakat onlar gelene kadar dev çoktan kuyunun içine girmiş.

Sonra büyük oğlanı iple kuyuya sarkıtmışlar. “Yandım” deyince onu yukarıya çekmişler. Sıra ortanca oğlana gelmiş ve o da aynı şeyleri yaşamış. “Yandım” deyince onu da çekmişler kuyudan. Sonunda küçük oğlana gelmiş sıra. Küçük oğlan,

“Beni yandım dedikçe aşağıya salın.” demiş. Küçük oğlanı salmışlar kuyuya. “Yandım” dedikçe salmışlar. Küçük oğlan devin yanına inmiş. Dev uyurken kılıcı saplamış. Dev, kılıcın verdiği acıyla uyanmış ve küçük oğlana “Bir daha vur.” demiş. Küçük oğlan,

“Ben anamdan bir kere doğdum. İkinciyi vuramam.” demiş. Eğer ikinciyi vursaymış, dev kalkıp küçük oğlanı öldürecekmiş. İkinciyi vurmayınca dev ölmüş. Küçük oğlan, kuyunun dibinde iki tane güzel kızın durduğunu fark etmiş. Oğlan o kızları kuyunun dibine getirmiş. Aşağıdan ağabeylerine seslenmiş:

“Burada iki güzel kız var. Büyüğü, büyük ağabeyime alalım. Küçüğü de bana alalım. Ortanca ağabeyime de başka bir tane buluruz.” demiş. Kardeşleri de yukarıda kendi aralarında anlaşmışlar. Büyük ağabey:

“Kızları yukarı çekip küçük kardeşimizi aşağıda bırakalım.” demiş. Küçük oğlanın bundan haberi yokmuş. Büyük oğlan, küçük kardeşine demiş ki:

“İlk önce kızları çıkarıp en sonunda seni çıkaralım.” demiş. Aşağıdaki kızlar küçük oğlanı uyarmışlar ve “Bu ağabeylerin seni çıkarmaz. Burada bırakırlar seni.” demişler. Hemen bu iki kız, küçük oğlana iki saç teli vermişler. “Bu saç tellerini birbirine değdir. Sana iki koç gelecek. Siyah olana binme, o seni yedi kat yerin dibine götürür. Beyaza binersen seni yukarı çıkarır.” demişler.

Kızlar yukarıya çıkmış. Küçük oğlan aşağıda kalmış. Kızlar kuyudan çıkınca ağabeyleri küçük kardeşlerini kuyunun dibinde bırakmışlar. Küçük kardeş, ağabeylerinin kendisine bir oyun kurduklarını anlamış.

Küçük oğlan çaresiz çaresiz dururken aklına kızların verdiği saç telleri gelmiş. Saç tellerini birbirine değdirince koçlar gelmiş. Oğlan tam beyaza binerken siyah koç altına gelmiş. Yerin yedi kat altına gitmiş. Bir yerde durmuş. Üzerinden indirdikten sonra da gitmiş.

Küçük oğlan orada bir adam görmüş. Adamın yanına gidip ondan su istemiş. Adama bir kere, iki kere seslenmiş. Adam karşılık vermemiş. Üçüncü kez seslenince adam küçük oğlana çok az bir su vermiş. Küçük oğlan suyu içince “Amca, suyun tuzluymuş. Teşekkür ederim” demiş. Adam“Oğlum, suyumuz bu kadar. Bir tane dev var. Her gün yemeğiyle birlikte bir kişiyi ona kurban ediyoruz. Dev onları yiyene kadar biz de suyumuzu alıyoruz.” demiş.

Küçük oğlan adamdan bunları duyunca devi bulmak üzere yola düşmüş. Yolda giderken bir padişah kızı görmüş. Küçük oğlan kıza, “A kardeş! Bir parça ekmek ve su verir misin?” demiş. Kız da vermiş. Küçük oğlan ekmeği yiyip suyu içtikten sonra kıza “Nereye gidiyorsun?” demiş. Kız, “Bugün kurban olma sırası bende. Devin yanına gidiyorum.” demiş. Küçük oğlan kıza “Dev seni yemeye gelirken eğil, ben onu kılıcımla öldüreceğim.” demiş. Devin yanına varmışlar. Dev, kızı tam yiyecekken küçük oğlan deve kılıcıyla bir kere vurmuş. Dev yere yatmış ve “Bir kere daha vur!” demiş. Küçük oğlan:

“Ben anamdan bir kere doğdum.” demiş. İkinci defa vurmamış. Ve dev oracıkta ölmüş. Kız, devin elinden kurtulunca doğruca padişah babasının yanına gitmiş. Padişah “Ne oldu kızım, nasıl geldin?” diye sormuş. Kız:

“Baba bir genç devi öldürdü.” demiş. Padişah halka ve askerlerine emirler vermiş. “Ne kadar genç varsa sarayda toplansın.” demiş. Hepsi gelmiş. En sonunda kız genci görmüş. Kız gence işaret edince padişah genci yanına çağırmış. “Dile benden ne dilersen!” demiş. Küçük oğlan, “Ne dileyeyim padişahım!” deyince padişah ona “Kızımı sana veriyorum.” demiş. Küçük oğlan da:

“Kardeş dediğim kızı ben alamam.” demiş. Padişah gence ne istediğini sormuş. Oğlan da:

“Beni yukarı dünyaya çıkar.” demiş. Padişah da “O zaman git falan yerde bir hoca var, o seni çıkarır.” demiş. Küçük oğlan hocanın yanına vardığında adam ona “Ben artık yaşlandım. Sana yardım edemem.” demiş.

Hoca böyle deyince küçük oğlan gitmiş ve bir ağacın dibine uzanmış. O ağaçta da yavru kuşlar varmış. Bir anaç kuş, her yıl ağaca yavrularını bırakıyormuş. Bir yılan da bu yavruları yermiş. Yılan yine gelmiş. Yılanı gören yavru kuşların bağırışlarıyla küçük oğlan uyanmış. Yılan, kuşlara tam saldıracakken küçük oğlan onu öldürmüş. Oğlan, tekrar ağacın dibine gidip uzanmış.

O sırada yavruların annesi gelmiş. Küçük oğlanın başına taş bırakacağı sırada kuşlar annelerine onun kendilerini yılandan kurtardığını söylemiş. Anne kuş, küçük oğlanın yanına gidip “Sen benim yavrularımı kurtardın. Dile benden ne dilersen!” demiş. Küçük oğlan “Beni yukarıya, dünyaya çıkar.” demiş. Anne kuş:

“Kırk okka su, kırk okka et hazırla. Gak dedikçe su, guk dedikçe et ver.” demiş. Küçük oğlan, anne kuşun dediklerini hazırlamış. Sonra kuşun üzerine binmiş. Kuş gak dedikçe su, guk dedikçe et vermiş. Tam yukarıya vardıklarında kuş guk dedikçe et verememiş. Çünkü et bitmiş. Küçük oğlan hemen kendi etinden bir parça koparmış. Anne kuşa vermiş. Kuş bunu anlayıp onu yememiş. Dilinin altında tutuvermiş. Yukarıya çıkmışlar. Kuş küçük oğlana,

“İn. Artık gidebilirsin.” demiş. Oğlan acısından kıvrana kıvrana ve yavaş yavaş giderken hemen kuş, dilinin altındaki eti oğlanın kopan yerine yapıştırmış. Küçük oğlan eski haline dönmüş. Küçük oğlan sonunda ağabeylerinin yanına varmış. O iki kız, ağabeyleriyle evlenmemiş. Küçük oğlan ağabeylerini kadıya şikâyet etmiş. Kadı onların neler yaptığını öğrenince büyük oğlanla ortanca oğlanı zindana attırmış. Küçük oğlan da kızların biriyle evlenmiş. Mutlu mesut yaşamışlar. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…

(Bu masal 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı’nda Afyonkarahisar-İhsaniye Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden Emre Yarımtepe tarafından babaannesi Sultan Yarımtepe’den derlenmiştir. Sultan Yarımtepe 1938 doğumludur. İhsaniye’nin Bozhöyük köyünde ikamet etmektedir. Tahsili ilkokul ikinci sınıfa kadardır.)

Yasin Şen
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
20 Aralık 2021 14:31
15 Kasım 2021 00:42
30 Aralık 2021 00:17
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.