Dolar 33,0413
Euro 35,9402
Altın 2.546,09
BİST 11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 33°C
Az Bulutlu
Afyon
33°C
Az Bulutlu
Paz 34°C
Pts 33°C
Sal 31°C
Çar 31°C

İhsaniye Masalları ”Akıllı Oğlan ile Deli Oğlan”

İhsaniye Masalları… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken, ben annemin beşiğinde tıngır mıngır sallar iken. Annem düştü eşikten babam düştü beşikten. Anam kaptı kaşığı, babam kaptı maşayı. Koşa koşa dolandılar dört köşeyi. Köyün birinde bir tane akıllı oğlan ve bir de deli oğlan yaşarmış. Bu oğlanlardan akıllı olanın bir sürü ineği varmış. Hatta bunlar ahıra sığmaz hale gelmişler. Akıllı oğlan kardeşi deli oğlana,

Kurumsal Web Tasarım

“Kardeşim bence biz bir tane ahır yapalım.” demiş. Kardeşi deli oğlan da, “Tamam ağabey, yapalım” demiş. Sonra hemen işe koyulmuşlar. Beraberce bir tane büyük ahır yapmışlar. Ahır bittikten hemen sonra akıllı oğlan kardeşine “Haydi o zaman inekleri paylaşalım.” demiş. Deli oğlan da “Tamam paylaşalım ağabey de nasıl paylaşacağız?” demiş. Akıllı oğlan “Yeni yaptığımız ahıra giren inekler senin olsun, eski ahıra giren inekler de benim olsun.” demiş.

Sonunda anlaşmışlar. Ardından inekleri koyvermişler. Hayvanlar alışkın oldukları için eski ahıra giriyorlarmış. Hayvanların yeni ahırı gördükleri, umursadıkları bile yokmuş. Sonra bu ineklerin arasında cılız ve işe yaramaz bir hayvan varmış. O da deli oğlanın şansına yeni ahıra girmiş. Bunu gördüklerinde akıllı oğlan deli oğlana “Bak oğlum senin hissene bu düştü, benim hisseme de bunlar düştü. Onlar benim, bu inek de senin.” demiş. Deli oğlan ağabeyine “Tamam ağabey bu benim olsun.” demiş.

Sonra bir gün olmuş, iki gün olmuş, deli oğlan sıkılmış. Kendi kendine bir gün “Aman ya deli oğlan, ne yapacağım ben bunu. Ben bu ineği en iyisi pazarda satayım.” demiş. Sonra ineği ahırdan çıkarmış. Akıllı oğlana “Ağabey ben bunu pazarda satmaya gidiyorum.” demiş. Ağabeyi de “İyi sat oğlum, zaten bir tane inek değil mi?” demiş.

Deli oğlan yolda giderken bunun önüne bir tane fare geçmiş. Fare bunları görünce “Cızzık, cızzık” demiş. Deli oğlan fareye bakmış ve sonra “Ne var?” demiş. Fare “İneği bana ver.” demiş. Deli oğlan da sinirlenmiş ve “Git başımdan, ne yapacaksın sen bu cılız ve hasta ineği?” demiş. Fare “Olsun, sen yine de ineği bana ver.” demiş. Deli oğlan fareye aldırış etmeden yoluna devam etmiş. Fare yine “Cızzık cızık. Yanındaki ineği bana ver.” demiş.

Deli oğlan yine aldırış etmemiş, yoluna devam etmiş. Sonra üçüncüsünde fare yine “Cızzık cızzık. Yanında duran ineği lütfen bana ver.” demiş. Deli oğlan bu durumdan bıkmış ve “Tamam vereyim nereye koymamı istersin ineği?” demiş. Fare de “Şu karşıdaki ağaca bağla.” demiş. Bağladıktan sonra deli oğlan “Bunun bana karşılığı olarak kaç para vereceksin?” demiş. Fare de “Filan gün buraya gel. İneğin karşılığını vereceğim.” demiş.

Deli oğlan “Tamam.” demiş, ineği ağaca bağlamış ve köyüne gitmiş. Köye varınca ağabeyi, deli oğlana “Ne yaptın, sattın mı ineği?” demiş. Deli oğlan da: “Evet sattım. Karşılığını sonra almaya gideceğim.” demiş.

Aradan bir süre geçmiş. Deli oğlan ağabeyine “Haydi gidelim. Sen öküzlerin saman tahtasını tak, ben de dededen demirliği isteyip de geleyim.” demiş. Akıllı oğlan “Tamam.” demiş. Sonra deli oğlan demirliği almak için dedenin evine gitmiş. Kapıya vurunca dede dışarı çıkmış. Deli oğlan dedeye “Senin demirliğini verir misin dede?” demiş. Dede “Hayırdır ne yapacaksın demirliği?” demiş. Deli oğlan da: “Para ölçeceğiz.” demiş. Bunu duyunca dede kendi kendine “Acaba para ölçülür mü?” diye düşünmüş. Sonra deli oğlanı daha fazla bekletmeden demirliği vermiş. Sonra bu dede, deli oğlanın söylediklerinin doğru mu yalan mı olduğunu anlamak için onları takip etmiş. Dede bunları takip ederken akıllı oğlan takip edildiklerini anlamış. Bunlar giderken akıllı oğlan arkasına bakıp duruyormuş. Dedeyi görmüş. Akıllı oğlan kardeşi deli oğlana:

“Sen yola devam et, benim beş dakika işim var geleceğim.” demiş. Deli oğlan öküzleri sürmeye devam etmiş. Sonra akıllı oğlan dedeye bir tuzak hazırlamış. Akıllı oğlan dedenin kendisini görmeyeceği bir yere saklanmış. Dede de bunun farkında olmadan yürümeye devam etmiş. Dede giderken akıllı oğlan balyozu çıkarıp arkadan dedenin kafasına indirmiş. Oracıkta dedeyi öldürmüş. Sonra da hiç kimse görmesin diye onu oradaki bir kuyuya atmış. İşi bitirdikten sonra deli oğlana yetişip beraber parayı ölçmeye gitmişler. Bunlar az gitmişler, uz gitmişler. Dere tepe düz gitmişler. Sonunda farenin dediği yere varmışlar. Orada fareyi görememişler, fakat çuvallar dolusu altın bulmuşlar. Sonra bunları kağnıya yüklemişler.

İki kardeş işleri bitince tekrar yola koyulmuş. Akıllı oğlan yolda kardeşi deli oğlana “O kadar çok paramız oldu ki, bence bir tane kurban keselim şu kuyuya atalım.” demiş. Deli oğlan da her zamanki gibi abisinin teklifini geri çevirmeyerek “Tamam, olur atalım.” demiş. Deli oğlan “Neden kestiğimiz kurbanlığı kuyuya atıyoruz?” diye hiç sormamış. Sonra bunlar kurbanı kesip dedenin bulunduğu kuyunun içine atmışlar.

Dedenin yakınları merak edip onu aramaya çıkmışlar. Bulamamışlar. Bu esnada akıllı oğlanı ve deli oğlanı, kestikleri kurbanı kuyuya atarken görmüşler. Adamlar bunlardan şüphelenmiş ve onları yakalamışlar. Sonra da bunları ayrı ayrı yerlere götürüp bir güzel sorgulamışlar. Adamlardan biri, deli oğlana “Bizim dedeyi gördün mü deli oğlan?” diye sormuş. Deli oğlan da, “Evet, gördüm” demiş. Adamlar, “Nerede?” demiş. Deli oğlan, “Şu kuyuda” demiş. Oradaki topluluktakiler, “Ne arıyor oğlum o kuyuda dede?” demişler. Deli oğlan da: “Ağabeyim öldürdü de kuyuya attı” demiş.

Adamlar, akıllı oğlana “Duyduğumuza göre bizim dedeyi sen öldürüp kuyuya atmışsın” demişler. Akıllı oğlan tabii ki kabullenmemiş ve itiraz etmiş: “Yok, öyle bir şey. Ben öldürmedim, inanmıyorsanız gidelim kuyuya bakalım. Hem bunu size kim söyledi?” demiş. Adamlar “Deli oğlan söyledi.” demiş. Beraber kuyunun başına varmışlar. Akıllı oğlan oradakilere “Madem bunu size söyleyen deli oğlandır. O zaman onu, beline ip bağlayıp kuyuya salalım.” demiş.

Onlar da kabul etmişler ve hemen deli oğlanın beline ipi bağlayıp kuyunu içine salmışlar. Deli oğlan bakmış, dede gözükmüyormuş. Çünkü üzerinde ölü bir hayvan varmış.  Deli oğlan kuyudan çıkınca gördüğü şeyleri yanında bulunan ağabeyine ve adamlara anlatmaya başlamış. Adamlara “Dedenizin bacakları kaç taneydi?” diye sormuş. Oradakiler şaşırmışlar, cevap vermemişler. Deli oğlan da başka soru sormuş: “Peki dedenizin boynuzları var mıydı?”. Adamlar “Sen bizle dalga mı geçiyorsun? Bir çıkar da bakalım anlattığın şeye.” demişler.

Deli oğlan da “Tamam ben o şeyi tutayım, siz de beni yukarıya çekin” demiş. Adamlar deli oğlanı kuyunun içine sarkıtıp sonra iple çekmişler. Bakmışlar ki, deli oğlanın bahsettiği bir hayvan ölüsü imiş! Akıllı oğlan adamlara şöyle demiş:

“Ben size demedim mi? Kuyuya dedenizi öldürüp atmadım. Ben şükür olsun diye kuyuya kurban kesip atmıştım. Siz bu oğlana ne inanıyorsunuz! Adından da anlaşılacağı üzere deli bu çocuk!” diyerek adamları inandırmış. Adamlar akıllı oğlana “Sen haklıymışsın, biz sana inanmadık. Gittik, bu deliye uyduk. Kusura bakma.” demişler. Akıllı oğlan “Önemli değil.” demiş. Adamlar oradan ayrılmışlar. Akıllı oğlan böylece adamların elinden kurtulmuş. Akıllı oğlan, deli oğlanın kendisini ele vereceğini anlayınca ona bir tuzak hazırlamış. Bunlar beraberce köylerine dönmüşler.

Akıllı oğlan deli oğlana “Oğlum bak, birazdan burada demirden dolu yağacak. Üzerimize yağarsa ve doluya yakalanırsak bizi mahveder. Bak şimdi dolu bitene kadar şu kazanın içinde kalalım. Bitince çıkar, paramızı tekrar saklarız.” demiş. Deli oğlan “Tamam ağabey.” demiş. Deli oğlan kazanı getirmiş.

Akıllı oğlan deli oğlanı kazanın içine kapamış. Kazanın üstüne de buğday dökmüş. Sonra kümesten tavukları koyuvermiş. Tavuklar o buğdayları kazanın üstünde yerken, gagalarıyla kazana vurup sanki dolu yağarmış gibi sesler çıkarıyormuş. Deli oğlan da dışarıda dolu yağıyor sanıyormuş. Bu arada hazine akıllı oğlanda kalmış. Deli oğlanın kazanın altında olmasından istifade ile hazineyi saklamış. Daha sonra deli oğlanı kazandan çıkarmış.

Bu hazine o devirde hâkim olan padişahın hazinesiymiş. Padişahın askerleri hazineleri bulmak için çoktan yola çıkmışlar. Bu arada akıllı oğlanla deli oğlanın yaşadığı köye gelmişler. Askerler, köylülere “Padişahımızın hazinesi kayboldu. Acaba gören oldu mu?” diye sormuşlar. Köylülerin arasında deli oğlan da varmış. Deli oğlan padişahın askerlerine “Hazineyi ağabeyimle biz getirdik.” demiş. Padişahın askerleri “Ne zaman getirdiniz? Çabuk ağabeyin nerede bize göster!” demişler. Deli oğlan askerleri eve götürmüş.

Padişahın askerleri akıllı oğlanı yaka paça tutmuşlar ve “Çabuk çıkar şu hazineyi!” demişler. Akıllı oğlan “Ne hazinesi yahu!” demiş. Askerler “Bize deli oğlan söyledi. Hazine sendeymiş” demişler. Akıllı oğlan deli oğlana dönüp “Allah Allah! Deli oğlan ne zaman getirdik biz hazneyi?” demiş. Deli oğlan “Hani demirden dolu yağmıştı ya ağabey! O zaman getirdik ya beraber.” demiş. Tartışma büyümüş ve uzamış durmuş.

Askerler “Bu böyle olmayacak. En iyisi bunları padişahın yanına götürelim” demişler. Bunları almışlar, doğrudan padişahın huzuruna götürmüşler. Padişaha durumu anlatmışlar. Adamlar “Padişahım biz hazinenizi ararken bunları gördük. Bir de bunlara soralım dedik. Sonra baktık ki, hazinenizi bunlar çalmış. Ama bunu sadece deli oğlan kabulleniyor. Akıllı oğlan kabullenmiyor. Çalmadık, diyor” demişler.

Akıllı oğlana “Padişahım hiç demirden dolu yağdığını gördünüz mü?” demiş. Padişah da: “Hayır, görmedik.” demiş. Ardından akıllı oğlan “Bu oğlan biraz deli. Siz ona aldırmayın.” demiş. Deli oğlan “Ya ağabey! Hani demirden dolu yağacak diye kazanın içine koydun ya beni. Hatırlamıyor musun? İşte o zamandı.” demiş. Akıllı oğlan, padişaha “Yok padişahım. Ben hiç demirden dolu yağdığını filan görmedim. Hiç demirden dolu yağar mıymış!” demiş.

Padişah, akıllı oğlanın söylediklerinin mantıklı olduğunu düşünmüş. Sonra “Doğru söylüyor. Hiç demirden dolu yağar mı? Öbür çocuğun da hasta olduğu her halinden belli.” diyerek bunları salıvermiş. Akıllı oğlan böylece hazineye sahip olmuş.

Gel zaman git zaman akıllı oğlanla deli oğlan bir yerden gelirken fincancı katırlarını görmüşler. Akıllı oğlan Deli oğlana “Arabayı evlerin koca kapılarının yanına koy da biraz dinlenelim.” demiş. Bunlar dinlenirken fincancı katırları yakınlardaki bir söğüdün altından dinlenmek istemişler. Fincancı katırlarında da ganimet varmış. Akıllı oğlan deli oğlana “Ben şuradan usulcacık ineyim. Ben atla deyince sen de atla olur mu?” demiş. Deli oğlan da “Olur.” demiş. Sonra akıllı oğlan usulcacık ağaçtan inmiş. Az sonra akıllı oğlan deli oğlana “Ağaçtan in!” demiş. O da inmiş. Deli oğlanla akıllı oğlan hani koca kapıların yanında dinleniyorlardı ya! Ağabeyi “Deli oğlan, kapıya bir tep” demiş. Deli oğlan kapıya tepince büyük bir ses çıkmış. Bunu duyan fincancı katırları korkmuşlar. Hemen kaçmışlar. Akıllı oğlanla deli oğlan ganimetleri yanlarına alarak eve getirmişler.

Bir gün akıllı oğlan deli oğlana bir oyun etmek istemiş. Bir balık bulmuş. Onu ipe bağlamış. Kavağın dalına asmış. Bunlar kapıdan girerlerken akıllı oğlan “Deli oğlan baksana! Balık kavağa çıkmış.” demiş. Deli oğlan “Aaaa! Hakikaten ağabey! Nereden çıktı ki oraya?” demiş. Akıllı oğlan “Ne bileyim oğlum! İşte balık kavakta.” demiş.

Fincancı katırlarının sahipleri, ganimetleri aramaya çıkmışlar. Akıllı oğlanla deli oğlanın köyüne gelmişler. Herkese sorarken deli oğlana da sormuşlar. Deli oğlan her zamanki gibi atılmış. “Biz getirdik biz.” demiş. Akıllı oğlan “Ne zaman getirdik oğlum?” demiş. Deli oğlan,“Ya ağabey! Beraber getirdik işte! Balık kavağa çıkmıştı.” demiş. Adamlar bunları yaka paça tutmuşlar ve padişahın huzuruna götürmüşler. Padişah bu iki kardeşi görünce “Yine mi siz? Ne yaptınız da buraya yaka paça getirdiler sizi?” demiş. Fincancı katırlarının sahipleri durumu anlatmış. Deli oğlan “Biz ganimetleri getirirken balık kavağa çıkmıştı padişahım!” demiş. Akıllı oğlan “Padişahım hiç balık kavağa çıkar mı! İşte benim kardeşim de böyle birisi. Ben size önceden de söylemiştim. Bu çocuğun aklı yerinde değil. Siz bunun söylediklerine inanmayın!” demiş.

Padişah “Doğru söylüyorsun. Haklısın. Bence de bu oğlanda bir sıkıntı var.” demiş ve bunları tekrar salıvermiş. Ganimetler akıllı oğlanda kalmış. Akıllı oğlan her zamanki gibi bu olaydan da kurtulmayı başarmış.

Gökten üç elma düştü. Biri bu masalı anlatana, biri dinleyene biri de bu masalı uydurana.

(Bu masal 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı’nda Afyonkarahisar-İhsaniye Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden Ayşegül Yılmaz tarafından Şahsene Kasırga’dan İhsaniye’nin Karacaahmet köyünde derlenmiştir. Şahsene Kasırga 1965 doğumludur. Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinde ikamet etmektedir. İlköğretimden mezundur.)

Yasin Şen
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.