Yargıtay’dan Cinsel Saldırı Davalarında Emsal Kararlar: Sadece Beyanla Ceza Verilir mi?

Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçları, 12 yıldan başlayan ağır hapis cezalarıyla sonuçlanabilen hukuk sistemimizin en hassas davalarıdır. Toplumda genellikle tek taraflı ele alınan bu davalarda, yargılamanın seyri aslında “rıza”, “dijital deliller” ve “hayatın olağan akışına uygunluk” kriterleri etrafında şekilleniyor.
Güncel Yargıtay içtihatları, bu süreçte hem mağduriyet yaşayanların hak arama yollarını hem de iftiraya uğrayarak haksız yere hapis tehdidiyle karşılaşan sanıkların savunma sınırlarını net bir şekilde çiziyor.
Mağdur Cephesi: Hak Kaybı Yaşamamak İçin Neler Yapılmalı?
Cinsel saldırı veya sarkıntılığa maruz kalan bir kişinin adalete erişiminde en büyük engel genellikle “delil yetersizliği” korkusudur. Ancak Yargıtay, mağdurun beyanının samimi, tutarlı ve hayatın olağan akışına uygun olması halinde bu beyanı güçlü bir delil olarak kabul ediyor.
Mağdurların dikkat etmesi gereken en kritik nokta, olayın hemen ardından tıbbi rapor (darp veya cinsel saldırı bulguları) alınması ve dijital yazışmaların silinmeden kolluk kuvvetlerine teslim edilmesidir. Birçok mağdur, korku veya aile baskısı nedeniyle şikayetçi olmak için aylarca bekleyebiliyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu; mağdurun ailesinin tepkisinden korkması veya tehdit edilmesi gibi “makul ve mantıklı” bir gerekçesi varsa, aylar sonra yapılan şikayetleri dahi geçerli kabul edebiliyor. Ancak hiçbir geçerli sebep yokken aylar sonra yapılan şikayetler, mahkemede beyanın güvenilirliğini zedeleyebiliyor.
Sanık Cephesi: Haksız Suçlama ve İftiraya Karşı Savunma
Madalyonun diğer yüzünde ise haksız suçlamalar, husumet veya şantaj amacıyla yapılan şikayetler yer alıyor. Ceza hukukunun en temel kuralı olan “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, cinsel suçlamalarda sanığın en büyük güvencesidir. Yargıtay kararlarına göre, somut tıbbi bulgularla veya yan delillerle desteklenmeyen, kendi içinde çelişen “soyut mağdur beyanları” tek başına hapis cezası vermek için yeterli değildir.
Sanık savunmalarında davayı beraate götüren en güçlü deliller ise şunlardır:
- Olay Sonrası İletişim: İddia edilen saldırıdan sonra tarafların WhatsApp veya Instagram üzerinden normal bir şekilde konuşmaya devam etmesi, buluşması veya kamera kayıtlarında el ele görülmeleri, Yargıtay tarafından “rızanın varlığına” karine sayılmakta ve doğrudan beraat gerekçesi yapılmaktadır.
- HTS (Sinyal) Kayıtları: Tarafların olay anında nerede oldukları ve geçmişte ne kadar yoğun bir iletişim trafiği yaşadıkları HTS kayıtlarıyla ispatlanarak, “zorla alıkoyma” veya “saldırı” iddiaları çürütülebilmektedir.
- İftira Davası Hakkı: Asılsız bir iddiayla yargılanıp beraat eden sanık, karar kesinleştikten sonra karşı tarafa TCK 267 kapsamında “İftira Suçu” duyurusunda bulunabilir ve ağır manevi tazminat davaları açabilir.
“Uzman Desteği Hayati Önem Taşıyor”
Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, ister şikayetçi ister şüpheli konumunda olunsun, tek bir kelimenin veya tek bir WhatsApp mesajının 10 yıllık hapis cezalarını belirlediği mayınlı bir alandır. Hukukçular, bu denli ağır yaptırımları olan bir süreçte tarafların mutlaka alanında uzman bir ceza avukatı eşliğinde hareket etmesinin, telafisi imkansız mağduriyetlerin önüne geçmek için yegane yol olduğu konusunda uyarıyor.
Kaynakça:
- Cinsel Saldırı Suçlaması (TCK 102): Rıza, Delil ve Savunma Rehberi. Erişim Adresi: https://turgutekrem.av.tr/cinsel-saldiri-suclamasi-tck-102-savunma/















